Home / Yozgat Şiirleri / Yozgat Sürmeli Türküleri

Yozgat Sürmeli Türküleri

Dersini almış da ediyor ezber
Sürmeli gözlerin sürmeyi neyler
Bu dert beni iflah etmez deleyler
Benim dert çekmeye dermanım mı var

Yozgat seni delik delik delerim
Galbur alır toprağını elerim
Eğer anam beni sana vermezse
Koyun olur arkan sıra melerim

Yozgat’ı sel almış Soğluğu duman

Sıtkı’nan severim vallahi inan

Ölünce mezara girdiğim zaman

(Ölüp de kabire girdiğim zaman)

Ben susayım kemiklerim söylesin

Yedi kaleminen yazı yazarım
Aslım Yozgatlıdır gurbet gezerim
Çatağın Boğazına kazın mezarım
Yar gelip geçtikçe şen olur gönlüm

Kaşın çeymelenmiş kirpik üstüne

Havada bulutun ağdığı gibi

Çiğ düşmüş de gül sineler ıslanmış

Yağmurun güllere yağdığı gibi
Gel Yâr Senin İle Bir Kavl Edelim
Kavilden Karardan Dönmemesine
İkimiz Bir Dala Yuva Yapalım
Başka Daldan Dala Konmamasına
Sabahınan Esen Seher Yeli Mi
Benim Gönlüm Divane Mi Deli Mi
Durup Durup Yar Göğsünü Geçirir
Yoksa Bugün Ayrılığın Günü Mü

Yozgat’ın yolları bükülür gider
Siyah saç ardına dökülür gider
Bir yiğitte sevdiğini almazsa
Mahşerece beli bükülür gider

Yüce dağ başına çıktım oturdum

Ellerimi soğuk suya batırdım

Eller yarin almış geçip giderken

Ellerim oynumda kaldım oturdum

Yozgat’ın dağları karınana duman

İçerimi aldı derdinen verem

Sizde bulunmaz mı bir divit kalem

Yanarım aşkına ölmez belleme

Soğluğun çamları hep bana düşman

Kırıldı kanadım ben gayri uçmam

Boşuna gönlüme soğukluk vermen

Dünya güzel olsa ben yardan geçmem

Bahar gelir sarı çiğdem uyanır

Mor menevşe pembe güle dayanır

Meyve bile dallarına güvenir

Meyve dalı kadar hükmüm yoğumuş.

Coşkun seller gibi çağlayıp aktım

Gördüm cemalini yüreğim yaktım

Yüzünde gül açmış gözü Sürmeli

Sevdiğim de bana öl de öleyim.

Bir mektup yazdım da ucunu yaktım

Bir efkar geldi de yoluna baktım

Her gülden aldım da koynuma soktum

Hiç biri yarim gibi kokmuyor.

Kanatlı kapının nazlı kızıyım

Kalem getir dertlerimi yazıyım

Dediler ki yarim yad eller aldı

Allahtan gelen ben de razıyım

Yüce dağın başının karı ben idim

Güneş vurdu ılgıt ılgıt eridim

Evvel yarin sevgilisi ben idim

Şimdi uzaklardan bakan ben oldum.

Yüce dağ başında koyun güderim

Ağlama sevdiğim benim kaderim

Anadan babadan fayda yoğumuş

Tut ellerimden nazlı yarim gidelim.

Bülbülü suladım altın tasınan

Çok günler geçirdim kara yasınan

Ben seni sevmiştim bin havasınan

Havasım koynumda kaldı ağlarım.

Gökteki yıldızı fener mi sandın

Sevip ayrılmayı hüner mi sandın

Beni bu sevdadan döner mi sandın

Huzuru mahşere sürer sevdamız

Yüce dağ başına yağmaz mı dolu

Yarinden ayrılan olmaz mı deli

Uçurdular gül dalından bülbülü

Gelip bu dallara konmaz mı geri.

Yüce dağ başında harman olur mu

Harmanın içinde orman olur mu

Sevmeyince gönül yardan ayrılmaz

Sevip ayrılanda derman olur mu

Yozgat’a gönderdim gönül kuşumu

Zehir etti ekmeğimi aşımı

Eğer yarim ben burada ölürsem

Hiç yas tutma sil gözünün yaşını

Çamlığın başında gar dişli dişli

Ayrıldım yarimden gözlerim yaşlı

Bir yüzük yaptırdım cevahir gaşlı

Takın parmağıma yadigar kalsın.

Pınarları yosun tutmuş akmıyor

Küstürdüm yarimi dönüp bakmıyor

Ellerin yanında sahip çıkmıyor

Sahipsizim ben halime yanarım.

Cevap gelmeyince mektup yazılmaz

Nasip kalkmayınca gurbet gezilmez

Vade yetmeyince mezar kazılmaz

Kadir Mevlam kara yazmış yazımı.

Yastık diken olmuş batar yüzüme

Uykular girmiyor ela gözüme

Güvenmeyin eloğlunun sözüne

Bugün beni sever yarin elleri.

Bana gül diyorlar neme güleyim

Hava gamlı iken gülünmez imiş

Alnıma yazılmış bu kara yazı

Meğer Mahşerece silinmez imiş.

 

 

 

About admin

Check Also

Medeniyetler Yurdu Yozgat - Halil Gürkan

Medeniyetler Yurdu Yozgat – Halil Gürkan

Beşbin yıl öteden güne seslenir, Yanık yanık çalar neyi Yozgat’ın. Kışın başka, yazın başka süslenir, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: