Home / Yerköy Haberleri / Yerköy’de Seyirlik Oyunlar

Yerköy’de Seyirlik Oyunlar

YERKÖY’DE KÖY SEYİRLİK OYUNLARI, DÜĞÜN GELENEKLERİ, ODA KÜLTÜRÜ

Öğretim Görevlisi Necati ŞAHİN –

SEYİRLİK OYUNLAR

Taşına,torağına vurgun olduğumuz güzel vatanımızın şirin yöresi Yerköy; tüten ocağımızın anamızın,babamızın huzurla yattığı yöre, Amcalarımızın, dayılarımızın, halalarımızın, teyzelerimizin, bacılarımızın, kardeşlerimizin, arkadaşlarımızın  yaşadığı güzel şehir, çocukluğumuzu, gençliğimizi yaşadığımız ,yollarında ihtiyarladığımız; sevincimizi,acımızı paylaştığımız dostlarımızın yaşadığı yer sen Yerköy.

Keşfedilmemiş tarihi hazineleri,eski eserleri,folklor zenginlikleri, tabiat güzellikleri;açılmamış sayfaları,duyulmamış sözleri,derlenmemiş türküleri,hikayeleri,masalları;unutulmaya yüz tutmuş olan seyirlik oyunları olan Yerköy.

İşte sana sahip çıkan yöneticilerin,buraya toplanmış olan seni anlatacak ilim adamların, seni tanıtmak, seni anlatmak için buraya toplanış bulunuyorlar.Üç gün boyunca seni tanıyacak, seni tanıtacak,seni yaşayacağız…

Türk seyirlik oyunlarını belirli tarihlerde,dönemlerde başlatan ilim adamlarımızın görüşlerine bir yönüyle katılmakla beraber değişik bir bakış açısı getirmek istiyorum.Bana göre bu oyunlarımız Orta Asya Bozkırlarından Anadolu’ya getirdiğimiz bazılarında özgürlüğümüzü bazılarında  kahramanlığımızı, yiğitliğimizi, cengaverliğimizi, korkusuzluğumuzu ,çevikliğimizi bazılarında da zekamızı  mizah anlayışımızı ortaya koyduğumuz seyirlik oyunlarımızdır.,

İşte Asya bozkırlarından Anadolu’ya getirdiğimiz cirit oyunumuz.

İşte Ergenekon dan günümüze kadar getirdiğimiz demir dağları eriterek yeni dünyayla tanıştığımız günün oyunu sinsin oyunumuz.

İşte Ortaasya’dan günümüze kadar Türk gibi güçlü sözünün kaynağı Güreş sporumuz.

İşte Dede Korkut Hikayelerindeki Boğaçhanla birlikte arkadaşlarının Aşık oynadığı Aşık oyunumuz.

Bunların dışında onlarca örnek vermek mümkün.

Gelişen teknoloji ile, geçim sıkıntısıyla, köyden şehre göçün fazlalaşmasıyla bizi biz yapan değerlerimizden  her gün biraz daha uzaklaşmaktayız.

Bizim bu çalışmamızın bize göre önemi bu kültür değerlerimizin unutulmamasıdır.Bir başka deyimle bu oyunlarımıza Türk mührünün vurulmasıdır.

Yerköy yöresindeki köy seyirlik oyunlarını üç bölümde inceleyeceğiz.

A –  ÇOCUK OYUNLARI

  1. Saklambaç,
  2. Mendil Kapmaca,
  3. Yakan Top,
  4. İp Atlama,
  5. Hota,
  6. Dalya,
  7. Seksek,
  8. Birdur bir,
  9. Ayağım Nallı,
  10. Hotam Tuzlu,
  11. Lıt,
  12. Çüşbindi,
  13. Güvercin Taklası,
  14. Körebe,
  15. Tapur Tapur,
  16. Çelik Çomak,
  17. Tıp,
  18. Vız (Arı Oyunu),
  19. Aşık,

B –  YETİŞKİNLER

  1. Sinsin,
  2. Yüzük,
  3. Tura,
  4. Çirit,
  5. Güreş,
  6. Yastık Döğüşü,
  7. Kocaların Yüzünü Ağartma,
  8. Et Satma Oyunu,
  9. Talebe Okutma,
  10. Damat Tıraşı,
  11. Çoban Oyunu,
  12. Tarla Sınırı,
  13. Arı Oyunu,
  14. Süpürge Oyunu,

C –  MEVSİMLİK  

  1. Çiğdem Gezdirme,
  2. Sayıl Çıkarma (Köse),

1 – Saklambaç Oyunu

Oyuncular içinden bir ebe seçilir.Ebe gözlerini kapar.Oyuncular saklanır.Ebe oyuncuları bulmaya çalışır. Oyuncular ebeye yakalanmadan kaleyi söbelerlerse ebelikten kurtulurlar.Ebenin yakaladığı oyuncu ebe olur. Oyun bu şekilde devam eder.

2 – Mendil Kapmaca Oyunu

Oyuncular iki guruba ayrılırlar. Ortada bir kişi mendil tutar.Bir grup diğer gruba;

       Menevşe mendil düşe,

       Bizden size kim düşe.

diye seslenir. Diğer gurup oyuncularından birini ister.Karşılıklı iki oyuncu mendili kapmak için koşar. Mendili alan kazanır.Alamayan diğer guruba esir olur.

3 – Yakan Top Oyunu

En az üç kişiyle oynanıyor.Çizgi çizilerek ki kale kuruluyor.Her kalede bir oyuncu oluyor.Ortada bir oyuncu oluyor.Kalede ki oyuncular ellerindeki topu ortadaki oyuncuya vurmaya çalıyor.Kaleden kaleye atılan top orta oyuncu tarafından düşürmeden yakalanırsa diğer oyunculardan hediyesini alıyor.Topu yakalatan ebe oluyor.

– İp Atlama Oyunu

  1. a) Topluluk Halinde İp Atlama :İpin ucundan iki kişi tutar.İpi yere değecek şekilde sallanıyor.Sırayla önce birer defa atlanıyor.Sonra ikişer,üçer,dörder defa atlanıyor.Sonra tek ayak üstünde atlama,yerde eliyle ipi yakalama gibi safhalar var atlayamayan ebe olur.Yani ipi sallamaya başlıyor.

         Bir başka ip atlama şeklide ipi tutan kişiler çaprazlama iki ipi çapraz bir şekilde sallayarak ip içersinde ipe takılmadan atlama şeklidir.İpe takılan oyuncu ebe olur.

  1. b) Tek Başına İp Atlama : İpin iki ucu oyuncu tarafından tutuluyor.Yukarıdan yere doğru belli bir tempoda sallanıyor.Atlamada en çok sayı yapan kazanıyor.

  1. c) Çapraz İp Atlama : Ucu birbirine bağlanan İp karşılıklı iki oyuncunu ayaklarına takılıp diz kapaklarına kadar yükseltiliyor.Oyuncular iki ip arasına zıplayıp tekrar iki ip arasından dışarı çıkıyorlar.İpe takılan ebe oluyor.

5 – Hota Oyunu

      İki kişi oynar.Yine taştan bir hota ve şaka olur. Şakayla hotaya vururlar.Şakayla hota arasındaki mesafeyi sayarlar. Oyuncu hotaya şakayla vurduğu müddetçe oyun devam eder. Sayıyı evvela kim çıkarsa diğerinin kulağından tutar. Görmeyeceği üç şeyi görmesini ister. Eğer gösteremezse galip olan oyuncu mağlup olan oyuncunun sırtına beş yüz metre (değişebilir) biner.

6 – Dalya Oyunu

İki gurup arasında oynanıyor.Bir çizgi çekiliyor.Çizgiden altı adım uzağa küçük kiremit parçaları üst üste diziliyor.Başında bir oluyor.Diğer oyuncular dalyayı devirmek için yerden yuvarlayarak atıyor.Dalyayı topla yıkan olursa,ebe topu alıyor ve oyunculardan birini vurmaya çalıyor. Diğer gurup dağılan kiremit parçalarını son parçasına kadar üst üste dizmeye çalışıyor.Dizme işini bitirmeden gurubun bütün oyuncuları topla vurulursa diğer gurup ebe oluyor.Topla dalyayı yıkamadıkları zaman yine diğer gurup ebe oluyor.Oyun böylece devam ediyor.

7 – Seksek Oyunu

Oyun çizgisi vardır. Birde şaka vardır.Oyuncular eşlerini seçerler.Eşli olarak oynarlar.çizgilerin içini ev alırlar.

8 -Birdur Bir Oyunu

Bu  oyunu ilkokulu bitiren çocuklar oynar. Oyuna başlamadan önce bir ebe seçerler. Ebe seçme işini ayak saymayla bir tekerlemeyi söyleyerek yaparlar.İki kişi karşı karşıya geçer ayaklarıyla sayarlar.

            Naldırmaç kıldırkıç

            Kırküç kırkdört….

            Kırkdokuz elli

            Bahası belli

            Süllü sülemen

            Ana Davut gel oğlunu avut

            Ben avutmam sen avut.

   Diyerek ebeyi seçerler.Ebe ruküye varış şeklinde durur. Oyuncular sayıyla üstünden aşarlar.Birdurbir,İkidur iki,Üçtür üç,Dörtte göt vurmaca,Beşte mendil sürmece (Mendili düşüren ebe olur), Altıda mendil almaca,Yedide ebeye değen ebe, Sekizim seksek (Tek ayak üstünde koşarlar),Dokuzum durak (Duran oyunculara değen ebe olur),Onum oturak (Baş oyuncu ebeye sırtını verir oturur.Baş oyuncuya değen ebe olur),Onbir, Oniki,Onüç, Ondört göt vurmaca,Onbeş ebeden atlayan kaçar.Ebenin elinde çabuttan yapılmış bir top vardır.Topu ebe kime vurursa bu sefer ebe o olur oyun böylece devam eder gider.

9 – Ayağım Nallı Oyunu

    Oyuna katılan oyuncular futbol oyuncuları gibi iki guruba ayrılırlar.Grupların kaleleri vardır.Her kalenin iki direği bulunur.Direğin biri kendi oyuncularına ayrılmıştır.Diğer direkte karşı guruptan alınan esirlere ayrılmıştır.Oyun başlayınca her guruptan karşı tarafa birer esir verilir.Sonra esirler kurtarılmaya çalışılır.Önce karşı guruptan çıkan bir oyuncu “Ayağım Nallı “ der esirine kurtarmak için koşar.Beri taraftan başka bir oyuncu “Ayağım Nallı” der onu yakalamaya çalışır.Yakalarsa o da esir olur.Karşı tarafın oyuncuları eşlerini esir vermemek için diğer bir oyuncuyu oyuna sokar.Kaleden en son ayrılan ebe sayılır.oyun böylece devam eder.oyun sonunda bir taraf tamamen esir olur.Karşı taraf oyunu kazanır.Kaleleri değişirler.Yeniden oyuna başlarlar.

10 -Hotam Tuzlu Oyunu

     Bir kişi ebe olur.Ebe şeçimi şu şekilde olur.Yuvarlak küçük bir dairenin içine bir lıt konur. (Lıt yuvarlak taştır) Oyuncuların elinde yassı bir taş olur.Bu taşa “Şaka” denir.Fotaya (Lıta) 10m arayla bir çizgi çizilir.Hotanın yanında oyuncular şakalarına atarlar.Çizgiye en uzak düşen şakanın sahibi ebe olur.Oyun başlar.Oyunun kuralları uygulanır.Oyuncular hotayı daireden uzaklaştırmak isterler.Ebe hotayı daireye koyup çizginin dışındaki oyuncuları yakalamak için “ Hotam tuzlu” der. Onarlı kovalar yakaladığı oyuncu ebe olur.Oyun bu şekilde devam eder.

11 -Lıt Oyunu

     Bu oyunda ebe birkaç tane olur. Oyun dört,altı,sekiz kişiyle oynanır.Her  oyuncunun beşer tane lıtı olur.Büyük bir daire çizerler.Şakalarıyla oyuncular bu daireden lıtları çıkarmaya çalışırlar.Kendi lıtından fazla çıkaranlar az çıkaranlara lıt vururlar.oyun böyle devam eder.

12 -Çüşbindi Oyunu

     Oyun üçer kişiyle iki gurup arasından altı kişiyle oynanır.Ebe olan gurup bir yere dayanır. Arka arkaya uzunca durur.Diğer gurup yatan gurubun üstüne biner.Binemedikleri zaman veya düştükleri zaman kendileri yatar.Bu sefer öbür gurup biner.Oyun böylece devam eder.

     13 -Güvercin Taklası Oyunu

     Oyun dörder kişilik iki gurupla oynanır.Bir gurup ebe olur.Diğer gurup bunların üstlerinden takla atarlar.Taklayı atmadıkları zaman diğer gurup ebe olur.Oyun böylece devam eder.

14 -Körebe Oyunu

     Oyunda ebe seçilir.Ebenin gözleri bağlanır.Diğer oyuncular ebeyi yakalamayı çalışır.Ara sıra ebeye laf atarlar.(Kör kör göremez kör eşeğe binemez)Ebe oyunculardan birini yakaladığı zaman ebelikten kurtulur. Yakaladığı oyuncu ebe olur.Oyun böylece devam eder.

15 -Tapur Tapur Oyunu

     İki gurup vardır. Gurupların başkanları vardır.Gurubun biri ebe olur.Gözlerini yumarlar.İki gurubun başkanı yan yana dururlar.Diğer gurup saklandıktan sonra onların başkanıyla aramaya başlarlar. Saklanana gurubun başkanı “Şurdan geliyoruz, buradan geliyoruz” diye bağırır.Onların uzaklaştığını gören saklanan gurup ebe gurubun üstüne sille tokat saldırırlar. Kıyasıya döverler.Gurubun başkanı gelir.Birini yakalarsa birini yakalarsa diğer gurup ebe olur.Oyun bu şekilde devam eder.

16 – Çelik Çomak Oyunu    

     Her oyuncunun elinde özel yapılmış çomak(değnek),birde küçük çelik vardır.Küçük bir çukur açılır.Çelik çukurun üzerine konur.Oyuncu maharetini kullanarak havalandırır çomakla vurur.Belli bir mesafeye çizilen(15m ile 20m arasında) çizgiyi geçmezse oyun başlamaz.Geçtiği takdirde çeliğin düştüğü yere gider,elindeki çomakla maharetini kullanarak çeliğin bir tarafına hafifçe vurur havalandırır tekrar çomakla vurur.Çeliği kaldırıp vuramazsa ikinci oyuncu,üçüncü oyuncu aynı oyunu devam ettirirler.Gurubun son oyuncusu da vuramazsa puan alamadan diğer guruba geçer.Oyun bu şekilde devam eder.

     Bir diğer şekli çeliği çomakla ileri atmaya çalışır,karşı ekip ellerinde sopayla çeliği havada vurur.Çeliğin atıldığı çukurdan daha geriye düşerse puan alırlar.

17 -Tıp Oyunu

     Kalabalık bir gurup halinde caddede,sokakta,mahalle arasında gezerken içlerinden birisi tıp der.Herkes olduğu yerde çivilenmiş gibi durur.Konuşma olmaz.Kim konuşur veya hareket ederse bütün oyuncular ona hücum eder elleriyle vurmaya başlar.Oyun bu şekilde devam eder.

18 -Vız (Arı)  Oyunu

     Bir ebe ve birkaç oyuncu tarafından oynanır.Ebe sağ elini avuç içi içeri gelecek şekilde sağ yüzünü,gözünü ve kulağını kapatır.Sol elini de sağ koltuk altına avuç içi dışarı gelecek şekilde tutar.Oyuncular ebenin arkasına geçerler.Oyunculardan biri ebenin omzuna vurur.Oyuncuların hepsi vız diye ses çıkarır. Ebe vuranı bilirse ebe o olur, bilmezse ebeliğe devam eder. Oyun bu şekilde devam eder gider.

19- Aşık Oyunu

     Orta Asya’dan  günümüze kadar oynan bu oyun(Dede Korkut Hikayelerinde Boğaçhan arkadaşları ile aşık oynar) koyunların inciğinden  çıkan kemik parçası ile çocuklar Bilya oynarlar gibi oynarlar.Ellerinde boyalı baş aşığa enek denirdi.

1 – Sinsin Oyunu

     Anadolu’nun geleneksel seyirlik oyunları arasında sinsinin önemli bir yeri vardır.Orta Asya’dan,Ergenekon’ dan Anadolu’ya ve günümüze kadar gelen sinsin oyunu cesaretin,sıcaklığın,çevikliğin, özgürlüğün, korkusuzluğun ve güçlü olmanın bir simgesidir.Milli günlerde,düğünlerde meydana bir ateş yakılıyor ve gençler ateşin üzerinden atlayarak cesaretlerini ve yiğitliklerini ortaya koyuyorlar.

2 – Yüzük Oyunu

     Yeni hayat yaşayışı eski adetleri ortadan kaldırdığı gibi mahalli eğlencelerin üzerine de tesir yapmaktadır.Uzun kış gecelerinin eğlenceleri konu komşu bir araya gelerek” Tel telli “çekmeleri,yüzük oyunları,”Arap aşı” içmeleri,kaburga kavurmaları idi.Bunlar bugün yerlerini tombala,domino,tavla,kağıt oyunlarına terk etmişlerdir.Fakat bu gibi eğlenceler vasıtalarını temin edemeyenler ile bu gibi eğlencelerden zevk alamayanlar kış gecelerini eski oyunları oynamakla geçirirler.

     Kış gecelerinin en meşhur oyunu yüzük oyunudur.”Fincan oyunu da derler” Yozgat!tan eskiden odalarda oynanan bu oyun bugün mevkiğini evlerde hususi toplantılara terk etmiştir.

     Burada çok sevilen bu oyun arap aşına “Tel telli çekmesine,meyvesine ve bilhassa eziyetine oynanır.Oyun esnasında birçok maniler söylenir.Maniler karşı tarafı kızdıracak şekilde tertiplenir.Onun için bu oyunu oynayanların birbirlerine darılmaları ve gücenmeleri olmaz.

     Yüzük oyunu yedi,dokuz veya Onbir fincanla oynanır.Burada dokuz fincanla oynanan tercih edilir.Daha ziyade tepsi sayısına göre oynanan bu oyunda yirmi bir kere tepsiye yüzüğü saklayan taraf partiyi kazanmış olur.iki guruba ayrılan oyuncular adedi yedi,sekiz,on kişi olur ve gurubun bir başı bulunur. Gurup başlarında yüzüğü bulma kabiliyeti,imalı söyleyiş,yüzük saklayış… gibi vasıtlar aranır.İddialı yüzük oyunlarında beldenin meşhur yüzükçü başlarına rica edilerek kendi guruplarının başı olması teklif edildiği de söylenmektedir.

     İki guruba ayrılan oyunculardan hangi tarafın oyuna başlayacağı şu şekilde bulunur: Havaya para atılarak yazı,resim şekli tutulur veyahut iki fincan altına yüzük saklanır.Yüzüğü bulan taraf oyuna başlayacaktır.

İki fincan altına saklanan yüzüğü şöyle bulurlar:

            Eteğine,meteğine

            kulpuna köşesine

            Evliyalar paşasına

            Şunda var şunda yok.

                    Ya şunda ya şunda

                    Keçi külah başında.

            Derler fincan başını kaldırırlar. Yüzük fincanın altından çıkarsa o gurup oyuna evvela başlar.Yüzüğü ilk defa saklayacak guruptan bir kişi tepsi ile üzerinde bulunan dokuz fincanı alır.Diğer oyuncuların göremeyeceği bir yerde fincan altına yüzüğü saklar diğer gurubun önüne tepsiyi getirir.Bu esnada bulacak olan guruptan bir kişi tepsiyi getiren kişinin psikolojisinden yüzüğün hangi fincan altında saklı olduğunu öğrenmek maksadıyla “yüzük fincanın dışında kalmış görünüyor” der.Yüzüğü saklayan semeyse yüzük saklı fincana gözünü diker.Karşı taraf yüzüğün saklı olduğu fincana sezer ve yüzüğü bulur.fakat tepsiyi getiren açık göz biriysen bu defa yüzük saklama sırası bunlara gelmiştir.İçlerinden birisi fincana yüksüğü saklar diğer gurubun önüne getirir.Yüzüğü diğer gurup bulamayınca onları kızdırmaya başlanır.

                                   Bir eşeğim var yaşlı dişli

                                   Semerin önü kaşlı

                                   Sırım çekmiş maymun dişli

                                   Helesi helesi mundar ölesi.

                                   Dağdan keserler ardıcı

                                   Sallanır gelir bir ucu

                                   Kir kor gâvurun baş sağdıcı

                                   Helesi helesi mundar ölesi.

                                               Bilir oynar bilmez oynar

                                               Akşamdan beri.

Sayıları geride kalan taraf,sayıları fazla olan tarafa yaklaştığı zaman şu maniyi söyler.

                       Denge denk olduk size

                       Sizde döndünüz mü bize

                       Bir güzel kız gönderin

                       Öpek sevek,verek size

                       Helesi helesi mundar ölesi

                       Bilir oynar bilmez akşamdan beri.

Oyun bu şekilde üç dört saat sürer.

                       Kırmızı güllü olsun şahsın

                       Beni hile ile fincana batıracaksın

                       Ben onları görmüş ustayım

                       Sen dünkü çıraksın

Manisini söyler ve tepsiyi önlerine bırakır.Yüzük bulacak tarafın İki fincana “Şunda” diyerek açmaya hakkı verir.Bazı kereler “Şunda yok” derler,meydanı açarlar.Yüzük bunda yok diye kaldırdıkları fincandan çıkacak olursan sayı kaybetmiş olurlar. Şunda var,şunda yok diyerek kaldırılan fincandan yüzük çıkmazsa fincanlar eski yerlerine açık olarak bırakılır.

Yüzük bir-iki kere gelip-giden tepside bulunmayacak olursan yüzük saklayan gurup diğer gurubu kızdırmak için şu manileri söylemeye başlarlar.

                       Ocak başında ninnileri

                                   Hey zalim ninni ninni

                       Öldük dönderi dönderi

                                   Hey zalim ninni

                       Oyunların pis mundarı

                                   Hey zalim ninni ninni

                       Helesi helesi mundar ölesi

                                   Bilir oynar,bilmez oynar akşamdan beri

                       Dağdan keserler tapana

                                   Hey zalim ninni ninni

                       Gelir kapanı kapanı

                                   Hey zalim ninni ninni

                       Mahallesinin yal kapanı

                                   Hey zalim ninni ninni

                                   Bilir oynar,bilmez oynar akşamdan beri

                       Çarşıya gittim geze geze

                                   Üzüm aldım size size

                       Yüzük oyununu bilmeyeni

                                   Sür götür eğri öze

   Bu sözlerden fazla mütessir olunur.Yüzüğü bulmak için yüzük saklayan şahsın psikolojisini tahliline daha ehemmiyet verilir.Bu suretle yüksük ekseriya bulunur.

O zaman bulan taraf şu manileri söyler.

                        Yüzüğü buldu eşiniz

                                   Hey zalim ninni ninni

                        Hayıra döndü işimiz

                                   Hey zalim ninni ninni

                        Şu mu yüzükçü başınız

                                   Hey zalim ninni ninni

                       Helesi helesi mundar ölesi

                                   Bilir oynar,bilmez oynar akşamdan beri.

                       Serdim tavuklara darı

                                   Başaklar oldu sarı

                       Biz yüzüğe kavuştuk

                                   Çatlasın yüzüğü saklayan karı.

  3 -Tura Oyunu

Düğünlerin en  iddialı ve zor oyunu.İki gurup arasında oynanır Daha öncelerin kendirden örülmüş ip çemrenmiş sol bacaklara vurularak oynanırdı.Yiğitlik ve dayanaklılık ve güç gösteridir.Karşılıklı oynanarak devam eder.Bazı köylerde ip yerine çalgıyla vurularak oynanır.

4 –  Cirit Oyunu

Cirit,Milli ve Geleneksel ata sporudur.Cirit oyunu Türk yiğitlerinin binicilik hünerlerinin cesaretlerinin çevikliklerinin sembolü olmuş seyirlik oyunumuzdur.

Türk Milleti cirit oyununu Orta Asya da başlatmış Selçuklularla birlikte Anadolu’ya getirmişlerdir.Zamanla kuralları olan milli oyunlarımız arasında yer alan spor oyunu şekline dönüşmüştür.

Cirit oyununu  bir savaş oyunu savaş gösterişi şeklinde yorumlayanlarda bulunmaktadır.

Eskiden çok önem verilen cirit oyunları gün geçtikçe yerini başka sporlara bırakmıştır.Özellikle kırsal kesimlerin seyirlik oyunu olan cirit at beslemenin ve bakımının zor olması,ağırlaşan hayat şartları vb. sebeplerden unutulmaya  yüz tutulmuştur.

Geçmiş dönemlerde her ilimizde hatta köylerimizde çok yaygın olan cirit bu birkaç ilimizde dernekler tarafından desteklenen atlı kulüpler tarafından,açılışlarda veya seyahat veya kültürel faaliyetlerde gösteriler sunulmakta ve beğenilerek izlenilmektedir.

Eskiden Yozgat yöresinde ve Yerköy köylerinde cirit oyununun düğünlerde oynandığı o günleri yaşayanlar tarafından iftiharla anlatılmaktadır.

Cirit oyununda kullanılan en önemli araç attır. Atın bu oyuna hazırlanması çok uzun zaman alır.Cirit oyununda kullanılan sopa,meşe, hurma, şimşir gibi ağaçlarının dallarından yapılır.Bir ucu kalın olur ve cilalanır.

Sayıları eşit olan atlar 200 – 300 metre mesafede karşılıklı dizilirler.Jüri kuralları ve nasıl puan verildiğini açıklar. Baş hakem başlama komutu verdikten sonra kurallara uygun olarak bir disiplin içerisinde iki atlı gurup arasında yarış başlar.

Bir guruptan bir atlı atını ileri sürer.Buna öteki guruptan başka bir atlı çıkar.İlk çıkan atlı karşısındaki atlıya sopasını fırlatırsa hemen dizginlerini geri çevirir.Öteki onu kovalar ve sopasını atar.Hemen karşıdan bir ikinci onu karşılar ve sopasını atar.Cirit oyunu bu şekilde devam eder. Jüri tarafından verilen puana göre galip olan taraf  belirlenir.

 5 – Güreş

Türk ata sporu  Milli günlerimizin ve düğünlerimizin vazgeçilmez oyunlarındandır.Türk gibi  güçlü sözünün çıkış kaynağıdır.Milli günlerimizde ve düğünlerimizde Anadolu’nun dört bir yanından ünlü pehlivanlar  davet edilir.Baş,başaltı gibi kategorilerde güreşecek olan pehlivanlara verilecek ödüller belirlenir.Bu ödül para,altın veya tosun şeklinde olabilir.Anadolu’da en fazla önem verilen bir spordur.

Güreş başlamadan önce yörelere göre cazgır tarafından maniler söylenir.

6 – Yastık Döğüşü

Çoğunlukla düğünlerde veya uzun kış gecelerinde gençler arasında oynanır.Gençler aynı odada yatmak üzere toplanırlar.Işık söndürülür her biri uyur numarası yapar.Ondan sonra yastıklar uçuşmaya başlar.Yani gençler yastıklarla birbirlerini döverler.Yastığı ustaca kullanan kişi sopa yemediği gibi en çok sopa atan kişi de olur.Gençler yorulana kadar bu oyuna devam ederler.Yaptıkları yastık döğüşünü günlerce anlatılır.

7 – Kocaların Yüzünü Ağartma Oyunu

Oyuna katılan erkeklerden birkaç kız birde ana seçilir.oyuna katılanlara giydirilmek üzere kadın giysisi getirilir.Oyunu çıkaracak olanlar bu işin ehli olduklarından çoğunlukla kıyafetlerini kendileri getirirler.

Hazırlık odasında kıyafetler giyildikten sonra ana rolünde ki kızlarına gerekli talimatları verir.oyun odasına geçilir.

Her kız odadaki erkekler arasından birer koca seçip yanına oturur ve kollarını kocarlın boynuna dolarlar.bir yandan da kirmenle kendir,kenvir eğirirler. Kirmeni çevirmeyenin avuçlarında un vardır.Oyunu yöneten ana” kızlarım kocalarınızın yüzünü ağırtın” der. Kızlar kocalarının yüzlerine ellerindeki unu sürerler.

8 – Et Satma Oyunu

Oyunda bir et satıcı,bir yazıcı et satıcının üç yardımcısı var.(Kırbaçları) yardımcılarının adı;arap,Çerkez,hıdır.Oyun şu şekilde oynanıyor.

Et satıcı odadaki erkeklere yalancıktan birer ikişer tartıp veriyor. Yazıcı deftere herkese verilen etleri yazıyor. Sıra alacak toplamaya geliyor.Alacak toplanırken bir kısmı borcunu vermiş oluyor,bir kısmada vermemiş oluyor.ET satıcı elindeki kırbaçlarını birer birer çağırıyor.

            Arap :

–          Vermeyenin  hali harap

                           Çerkez :

–          Ne halt ederde vermez.

                           Hıdır :

–          Vermeyenin hali budur.

               Yardımcılar hangi borçlular için çağrıldıysa onlara birkaç kırbaç vurur.Oyun bu şekilde devam eder gider.

9 – Talebe Okutma Oyunu

               Talebelerden biri hoca,bir kısmı da talebe olur.Hocanın elinde büyük bir tesbihi,başında sarığı var.Sarığın içinde de su dolu bir tas bulunmaktadır.

               Talebe olarak seçilenler diz üstü oturtuluyor.Hoca talebeleri sırayla okutmaya başlıyor.

                                               Elif cimlisin bor

                                               Başındadır zor

                                               Elinde asâ

                                               Dikkat et tasa

               Hoca söylüyor talebeler birer birer tekrarlıyor.İyi okuyanları hoca tesbihini, asâsını veriyor.En iyi talebeye de başından çıkarıp onun başından sarığı çıkarıp onun başına ters geçirerek su dolu sarığını giydiriyor.Talebe de baştan aşağı ıslanıyor.

10 – Damat Tıraşı

               Ortaya bir sandalye konuyor,damat sandalyeye oturtuluyor.Bir elinde boya fırçası,süpürge,balta,nacak veya orakla diğer elinde bir su kovası ile gelir.Damatın yüzünü sabunlu boya fırçasıyla veya süpürge ile fırçalamaya başlar.Sonra balta ile veya diğer aletlerden biriyle damadı tıraş etmeye başlar.Bazen de su yerine tükürükle tıraş ederler.Tıraş süresince damadın etrafında halay çekerek,mani söyleyerek eğleniyorlar.

11 -Çoban Oyunu

               Gençlerden biri çoban , dört arkadaş da koyun oluyor.Gençlerden biri kurt oluyor.Kurt sürüye dalıyor koyunların birini kapıyor.Çoban bunun farkına varıyor ama elinden bir şey gelmiyor.Ortada bir koyun postu (Ceket) kalıyor.Çoban postu(ceketi)alıyor sürü sahibinin yanına geliyor.Ceketin sahibi gençle birlikte sürü sahibine teslim ediyor.Sürü sahibi bu koyun benim değil,benim koyunumun sağ kulağında şurda en vardı diyor,kulağını kıvratıyor,benim koynumun döşünde kırmızı boyası vardı diyor,salçayı gömleğine çalıyor.Bir türlü kendi koyunu olduğunu kabul etmiyor.Oyun bu şekilde devam ediyor.

12 – Tarla Sınırı

               Gençler bir arkadaşının elini arkadan bağlıyor.Ayaklarını da bağlıyorlar.Temsili olarak iki tarlanın sınırına oturtuyorlar.Sağındaki arkadaşı bizim tarlanın sınırına geçmiş der,ayağı ile veya eli ile taş yuvarlar gibi yuvarlıyorlar.Bu seferde sol taraftaki arkadaşı bizim sınırı geçmiş diye başlıyor tepiklemeye ve diğer tarafa doğru yuvarlamaya.Hayli eziyet ettikten sonra ebe değiştiriliyor.Sınırı belirlemek için muhtar çağrılır.muhtar taşın üzerine çıkarak taşı çığnar ve taşı ayaklarından tutar sınıra koyar.

13- Arı Oyunu

               Üç arkadaş,arkadaşlarının arasında arıyı yakalamaya çalışıyor.Arı görevindeki kişi oyuna katılan gençleri sokmaya çalıyor.Oyuncu görevin- deki üç arkadaş arkadaşlarını korumak için eliyle arıyı dövmeye çalışırlar. Yani arıyı düşüreceğiz diye sağındaki solundaki gençlere yüzlerine, sırtla- rına tokatlıyorlar.Oyun bu şekilde devam eder gider.

14 – Süpürge Oyunu

               Uzun bir sopanın iki ucuna süpürgelik bağlanmıştır.Sopa oyuncu-nun beline bağlanır veya oyuncu kol arasına veya bacak arasına alır.Sopa- nın iki ucundaki süpürge gaz yağı dökülerek ateşlenir.Davul eşliğinde oynamaya başlar.Seyircileri yaklaştıkça seyirciler kaçmaya başlar. Ateş sönene kadar oyun devam eder.

15-Çiğdem Gezdirme Oyunu          

Baharın gelmesiyle çocukların toplu halde oynadıkları oyundur.Çiğdem(öksüz oğlan) Gezdirmenin bereket ve uğur getireceğine inanılır.Önce çocuklar öksüz oğlanı çiğdem çiçeğine değneklerle (küs külçe)sökerler.Bu çiğdemleri topladıktan sonra bir çalıya dizerler.Dizdikten sonra toplu halde  ev ev dolaşarak bulgur,yağ ve para toplamaya başlarlar.

Her evin önüne vardıkları zaman şu tekerlemeyi söylerler.

            Çiğdem çiğdem çiçecik

            Ebem oldu göbecik

            Çiğdem geldi kapıya

            Yağ çakarım yapıya

            Yağ olmazsa bal olsun

            Oğlun uşağın sağ olsun

            Yağ verenin oğlu olsun

            Bulgur verenin kızı olsun

            Kız çatlasın ölsün

            Oğlan yanınızda yoldaş olsun

Bu sesi duyan ev sahibi çiğdemcilere yağ,bulgur hazırlarken çocuklardan bir kaçı “hanım abla aptalın bahşişini yağdan ve bulgurdan gönderin” derler.

Ev sahibi bulguru veya yağı geciktirirse hemen şu tekerlemeyi söylerler:

            Dağ başında boyunduruk

            Duradura yorulduk

            Verirseniz giderik

            Vermezseniz dururuk

Birkaç ses hanım abla yağdan bulgurdan derler.Ev sahibi hazırladığı bulguru veyahut yağı getirir.Çocuklardan birkaç tane çiğdem alır.tekerlemeleri söyleye söyleye köydeki bütün evleri dolaşırlar.Topladıkları bulguru veya yağı köyün meydan yerinde pilav yapar yerler.Kalan bulgur ve yağı köye gelen çerçiye vererek karşılığında leblebi,keçi boynuzu ,iğde alıp aralarında paylaşırlar.

2 –      Sayıl Çıkarma (Köse Gezdirme) Oyunu

Yerköy köylerinde 30 yıl öncesine kadar köse gezdirme adeti vardı.Şubat ayının birinci veya ikinci haftasında köyün gençleri toplanır. İçlerinden birisi köse olur. Koyun yününden palabıyık,sakal yapılır.Başına şapka(terlik)arkasına aba,beline birkaç çıngırdak ön kısma deve çanı bağlanır.

Gençlerden biri gelin seçilir.Entari giyilir.Başına atkı alır.Gencin birinin omzuna heybe konur.Gençlerden biri tilki görevini üslenir.

Köyün gençleri ile birlikte hava karardıktan sonra köyün bütün evlerine özellikle sürü sahiplerinin evlerini gezerler.

Gezdikleri evde gençlerin söyledikleri türkü eşliğinde köse ile gelin oyunu oynarlar.Oyun sonunda köse evin ağasının kucağna yatar(ölme numarası yapar)

Gelin kösenin başına oturur.Aşağıdaki ağıdı söyler.

                    Gökte yıldız sayılır mı?

                    Çiğ yumurta soyulur mu?

                    Kösem ölmüş mü? Duyulur mu?

                    Uy haha.

                    Kösem kendi ok gibi

                    Yuvarlandı bir top gibi

                    Ayak ucuna geçtim

                    Baş ucuna kaçtım

                    Uy haha.

                    Kösem kösem kan yedi

                    Sakalı var on yedi

                    Kösem kösem kalk gidelim

                    Uy haha

                    Kösemin adı Omar

                    Sağını açar,solunu yumar

                    Ağlarından para umar

                    Uy haha.

Ağıttan sonra evin ağası kösenin bahşişini verir.Köse kalkar evin hanımı da yağ,bulgur verir.Bu arada tilki evden kap,kaçak,kaşık çalar.Evler arasında köy geçlerinden bazıları gelini kaçırır saklar.Köseyle deli kanlı arasında kavga başlar.Kavga  sonunda deli kanlı gelini köseye teslim eder.Köyün bütün evleri gezilir.

 

About admin

Check Also

Bir Kap Yemek  Bir Kalp Sevgi

Yerköy Belediyesi Sokak Hayvanlarını Unutmadı

Yerköy Belediyesi sokak hayvanlarını unutmadı. Belediye Başkanlığı koltuğuna oturduğu günden beri sokaktaki canlıların  önemini vurgulayan …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: